Genel

İçerik Üretiminde Kalite

Merhaba arkadaşlar, Berhava sitesini kurduğumda sitede yalnız özgün içerikler paylaşmayı planlıyordum. Tamamıyla özgün ve güzel içerikler! Tabi bunun üretmenin çok zor olduğunu anladım. Aslında birçok benzersiz içerik ürettim ve çoğunu henüz yayınlamadım. Ve muhtemelen de o halleriyle yayınlamayacağım. Kalitesiz içerik olduklarını düşünmüyorum. Daha çok kısa olmalarından dolayı diyebilirim.

Neden yazdığım her şeyi yayınlamıyorum?

“Bin düşün, bir konuş.” demişler. Ben onu “Bin düşün, bir yaz.” olarak çeviriyor ve “Bin yaz, bir yayınla” diye de ekliyorum. Tabi bu rakamlar mübağala 🙂 Ama nasıl her aklımıza gelen söylemek yanlışsa, her şeyin yazılması ve yayınlanması kanımca yanlış olacaktır. İçeriğin özene bezene yazılması gerektiğini düşünüyorum.

Az Olsun Öz Olsun Ama Çok Olsun?

Yüksek kalitede içerik üretmek zordur. Daha fazla zaman ve kat kat emek gerektirir. Dolayısıyla bu sayıca az içerik demektir. İçerik üreticilerinin temel amaçları; daha fazla kitleye ulaşmak, maddi gelir elde etmek ve prestij kazanmaktır.

Eski zamanlarda bir yazının yazılması zor bir süreçti. Kağıt ve mürekkep derdi vardı. Daha öncesinde taşa kazınır, hayvan derilerine çizilirdi. Dolayısıyla yazılacak şeyin içeriği önemli olmalıydı. Sevgilisine mektup yazan bir aşık uzunca düşünür, planlayıp kelimeleri dizerdi.

Günümüzde, özellikle sanal ortamda gelişi güzel yazıyoruz. Yanlış harfe bastığımızda geri tuşuna basarak anında silebiliyoruz. Üstelik yeni bir tablet bulup her şeyi tekrardan kazıma derdi de yok.

Aynı zamanda; okur-yazar hem az hem de elit tabakadandı. Yazan da okuyanda genelde kalite peşindeydi. Şimdi ise neredeyse herkes okuma yazma biliyor.

Toplumun çoğunluğu ise içerikleri okumasının, izlemesinin, dinlemesinin genel amacı eğlence ile karışık vakit geçirmek. Bu da içerik üreticilerin hedeflemiş olduğu daha fazla kitleyi, geliri ve prestiji elde etmek için ürettiği içeriğin içeriğini ve kalitesini etkiliyor.

Bokumu Koysam İzlenir

Bokunu çekip, internete atan bile binlerce görüntülenme alabilir. Ha bir de onu yerseniz milyonlar izleyecektir. Saçma sapan insanların yapmış olduğu saçma sapan hareketler, milyonlarca kişi tarafından izlenmekte ve gündemi işgal etmekte, üzerine konuşulmakta ve daha fazla kişiye yayılmakta. Retweetlemeniz veya birilerini etiketlemeniz yeterli.

“Komik” olarak adlandırılan leş içerikleri, “cringe” videolarını izleyen yığınlardan biri misiniz? Eminim ki bu yazıyı okuyanlar bunlara maruz kalmıştır.

Şuna hiç şüphe yok, topluma oranla daha bilinçli bir okur kitlesi bu blogu takip etmekte. Ve inanıyorum ki, o tarz boş ve kalitesiz içeriklerden kaçınmakta ya da en azından onları görmek için çaba sarf etmemekte.

Mükemmellik Hastalığı

Bu blogu açalı uzun zaman olduğunu ama yeteri miktarda yazı paylaşmadım. Bunun sebebini yazının başında belirtmiştim. Ama şimdiye kadar yinede bunların az olduğunu söylemeliyim. İtiraf edeyim, mükümmelliyetçilik hastalığından muzdaribim/tim. Ama mükemmel olmanın hiçbir şey yapmaması gerekiyor.

Bir FPS türü oyun üretmişler. Oyuna botlar eklemişler. Bu botlar yapay zeka ile rakiplerin oyuncuların daha önceki davranışlarını analiz edip, gelecekte kendisini ona göre pozisyon almaya, rakibe göre hareket etmeye programlanmışlar. Yani rakiplerin hareketlerini izleyecek ve bir sonraki oyun için tahminlerde bulunup, kendini geliştirecek.

Yapay zekayı bu şekilde tasarlayan programcılar, aynı botları koymuşlar. Yani rakibe göre kendisini geliştirecek olan botlar. Bunlar başlarda mal gibi oynamışlar, sonra birbirleriyle kıyasıya mücadele etmeye başlamışlar. Mükemmel taktikler ve tekniklerle oynamışlar.

Sistemi günlerce açık bırakmışlar, sonunda ne olmuş dersiniz? Botlar hareketsiz kalmış.

Yani mükemmelleşmiş yapay zeka, hayatta kalmak için en iyi hamlenin hamlesizlik olduğuna karar vermiş.

Mükemmel Olabilir Miyiz?

Bu soruya hakim görüş, “Hayır” cevabını vermekte. Ben henüz bir cevap vermedim, çeşitli felsefik problemlerden dolayı. Kusur olarak gördüğümüz şeyler gerçekten bir kusur mu?

Toplumdaki herkesin neredeyse bir inancı var. Ve bu inancıyla hayatını şekillendirmekte. Kendi yaratmış olduğu bir kaç felsefe ve dinle, kültürün ve düşünürün görüşleriyle daha önceki kabullerini harmanlayıp ortaya yeni bir düşünce çıkartmakta.

Semavi dinlerin içindeki çelişkilerden bir tanesi de mükemmelik sorunudur. Mükemmel olan tanrı, mükemmel şeyler yaratmıştır. Göğe bakmaz mısınız? Delik çatlak falan var mı? Güneş ve ay bir düzene göredir.

Tanrı, evreni mükemmel bir şekilde mi yaratmıştır?
Biz biyolojik canlılar da evrenin bir parçası mıyız?
Cevaplar evetse, biz evrenin bir parçası olduğumuzdan dolayı bizde hiçbir hata olamaz.

Dinleri yaratan ve şekillendirenler insanlar bu tarz çelişkileri umursamazlar. Bu çobanların koyunları ise zaten uzaktadırlar. Çobanlar daha fazla kaliteli işin peşinden koşarlar. Bu çobanların dinle igliendikleri zaman genelde iş üzerinedir. Fakat koyun olan avam, çektiği zikre bakar. Kaç kere hatim ettiğine, gitti hac sayısına veya ibadet zamanını kaçırıp kaçırmamaya.

Sayıların Üstünlüğü

Sayıca üstün olmak artık daha çok şey ifade ediyor. Örneğin yedi günde bir video atan bir hesap ile günde yedi video atanı ele alalım. Eğer olağan dışı bir şey olmazsa kalitesiz içerik de üretilse diğerinden 15-20 kat fazla gelir elde edecektir. Ve ileride bu fark daha fazla açılacaktır. Çünkü içerikler oluşturulduktan sonra da okunacak, izlenecek.

Bir yıl sonra 7 günde bir video atan sadece 52 içeriği olmuş olacak. Ya günde 7 video atan? 2555! 10 yıl sonra fark ise devasa olacaktır. Kesinlikle daha fazla gelir elde edecek ve bununla daha fazla yatırım yapabilecektir. Yeter ki izlensin.

Tabi hiç kimse bu kadar verimli olamaz. Bir ekip gerekli veya çalıntı içerik paylaşımı. Ya da her ikisi 🙂 Evet, medyanın krallarının yaptığı da bu. Başkalarının sırtından kazanmak.

Başkalarının Sırtından Para Kazanmak

İçerik üretmiş olanların içeriğine konup, onun üzerinden gelir elde etmek. Mesela bir Facebook Sayfası açtınız veya Instagram’da popüler bir sayfanız var ve çok sayıda karikatür paylaşıyorsunuz. Bir sürü insan sizi takip ediyor.

Direkt olarak hiçbir şey kazanmıyorsunuz. Buna karşın facebook her bir kaç paylaşımda bir reklamlardan para kazanıyor. Senin benim ürettiğim içerik sayesinde. Bir dakika? Karikatürü çizende sen değilsin. Popüler olmanın ve çok etkileşim yapmanın sebebi komik karikatürleri toplayıp paylaşıyor olman. Günde kaç tane karikatür çizebilirsin? Onları tasarlamaya ve paylaşıp daha fazla kitleye ulaşabilmesi için uğraşabilirsin?

Berhava

2 Yorum

Yorum Yap