Edebiyat

Çığlık

Bazen o kadar kalabalığın arasında, kendimi öylesine yalnız hissediyorum ki, tanıdık samimi bir çehre görüp, onunla sohbet etmek ister, hatta bazı bazı anlar sohbetten ziyade onun ile sadece aynı yeri paylaşmanın bile bana huzur vereceğini bilmeme rağmen, bunu yapmaya ihtiyaç duymadığımı ve yalnız kalmanın daha huzurlu olacağını kendi kendime telkin ederek, yalnız kalmayı kutsallaştıran bir ucube gibi, hatta benim yalnız olamayacağımı bilmeme rağmen doğruya giden yolda yalnız olunması gerektiğini sanarak gaflette ve dalalette bulunuyor, sonra gerçeğin sahibi tarafından, gerçeğin bana tekrardan hatırlatılması üzerine, içimden ağlayarak ve dahi hakkı hatırlayıp yere kapanarak, yaptığım yanlışın farkında olduğumu ve bir daha yanlış yapmayacağımı iddia ederek, ondan af dilemeye çalışırken, bu yaptığım davranışın ve gözyaşlarımın samimi olmadığını, menfaatperver olduğumu söyleyen içimde ki belirsiz bir ses, bulunduğum sessiz odada ki, sessiz ağlayışımın yerine hıçkırarak ağlamaya başlamamı sağlıyor ve ben ise onu inkar etmeye çalışırken insanların çıkarsız hareket etmediği gerçeğini hatırlayarak, ağlayışımın bile hıyanet olduğunun farkına varıp, haykırarak yahut boğazımda irademin dışında oluşan, tuhaf bir çığlığın odada yankılanması, beynimin zonklamasının uyuşturucu etkisi ile secde vaziyetimin yerini dizlerimi olabildiğince karnıma çekerek yana kıvrılışımı ve o anki aciziyetimi ömrümün sonuna kadar unutamayacağını bilip, bu kadar zavallılığın yeterliliğine kanat getirerek, ayağa kalkıyor, ağır adımlarla musluğun yanına doğru ilerlerken hafifliğimden dolayı rüzgarın beni alıp götürmesinden korkmayarak, beni ağlayarak görmesini istemediğim tüm insanları unutup yüzümü öfke ile yıkayıp içimde oluşan tarif edilemez büyük bir nefretin bana dişlerimi sıktırarak ve dahi gıcırdatarak, gücümün tümünü barış karşıtlarına karşı kullanacağıma yeminler edip, öfkesi yüzünün her bir hattında ayrı ayrı okunan aynadaki yansımama bir yumruk atmama ve elimin oluk oluk kanamasına rağmen o an ki trans durumumdan dolayı hiç bir acı hissetmediğim gibi zalimlerin, bana karşı yapacağı zulümlerin, inancım olduğu sürece, bana acı çektiremeyeceklerini fark edip, muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki kanda değil, bilakis o kanı hiç durmaksızın popmalayan mukaddes kalbin içinde ki, o mutlak inançta olduğu gerçeğini, tüm benliğimle kavrıyor ve yalnız olmadığımı, aksine o dostla dost olduğumu ve onun bana daima yardımcı olacağını anlıyorum.

Berhava

7 Yorum

Yorum Yap